Rami Kütüphanesi
Rami Kütüphanesi
Eser Adı
İstanbul Rami Kütüphanesi

Tarihçe

GEÇMİŞİN TANIĞI ,GELECEĞİN KAYNAĞI

Geçmişi 18. yüzyılın ortasına dek uzanan Rami Kışlası, aslına uygun restorasyon, renovasyon ve yeniden inşa çalışmalarının ardından Türkiye’nin ve İstanbul’un bilgiye açılan penceresi Rami Kütüphanesi olarak yeniden hayat buldu.

rami

Modern kütüphanecilik hizmetinin yanında, “yaşayan kütüphane” konsepti ile İstanbul’un bilim, sanat ve kültür yaşamının odak noktalarından biri haline dönüşen Rami Kütüphanesi, kadim bilgiyi modern araştırmalarla buluştururken, geleceğin dünyasını inşa edeceklere de kaynaklık etmeye devam etmektedir.

İstanbul’un ve Türkiye’nin bilgi toplumuna açılan penceresi olan ve bünyesinde barındırdığı hizmetlerle kültürel, eğitsel ve sanatsal ihtiyaçlara yanıt veren yeni ve farklı bir mekan olarak ziyaretçilerine kapılarını açan Rami Kütüphanesi; modern kütüphanecilik anlayışı ve “yaşayan kütüphane” konseptiyle her yaştan ziyaretçiye yepyeni bir kütüphane deneyimi sunmaktadır.

Rami Çiftliği'nden, Rami Kışlası'na

GEÇMİŞİN TANIĞI ,GELECEĞİN KAYNAĞI

rami-eski

Bugün İstanbul’un Eyüpsultan ilçesi sınırları içinde bulunan bu geniş arazi, Osmanlı Sultanı II. Mustafa döneminde (1695-1703) sadrazamlık yapan Rami Mehmed Paşa’ya sultan tarafından çiftlik olarak armağan edilir. Kayıtlara Rami Kışlası Çiftliği olarak geçen bu bölge ilk olarak Sultan III. Mustafa döneminde, Rumeli koluna sefere çıkan orduya lojistik destek veren ve bir takım ek hizmetler sunan bir alan olarak kullanılır. Ayrıca sultanların saltanat gezilerinde biniş-i hümayun alanı olur.

1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının hemen ardından kurulan Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye ordusu için bu bölgede inşa edilen ve 1828 yılında kullanılmaya başlanan askerî kışla da Rami Kışlası olarak anılmaya başlanır. 1828-29 Osmanlı-Rus Savaşı’nda, Sultan II. Mahmud’un karargâhı olarak da hizmet veren Rami Kışlası, 1836-1837 yılları arasında Mühendishane talebelerinin de kışla içinde bulunan Mekteb-i Harbiye’ye taşınması ile yalnızca askerî bir üs olmaktan çıkarak bir bilim yuvası kimliği de kazanır.

I. Dünya Savaşı’nın ardından yer yer tahrip olan Rami Kışlası, Cumhuriyet Dönemi’nde işlevini korur ve 1971 yılına dek askerî amaçlı kullanılır. Bu tarihten sonra kışla mülki idareye devredilir.

Tarihe Hayat Vermek: Restorasyon Süreci

SÜRDÜRÜLEBİLİR KÜTÜPHANE

biyosfer-certified

250 yılı aşkın bir tarihi olan Rami Kışlası’nın kütüphane olarak yeniden yapılandırılması fikri 'İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti' çalışmalarına dayanmaktadır. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yoğun gayretleri ile 2014 yılında başlatılan Rami Kışlası restorasyon, renovasyon ve yeniden inşa projesi, İstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü yürütücülüğünde 3 aşamada gerçekleştirilmiş ve 2023 yılında tamamlanmıştır.

Dikdörtgen planlı kışlanın ortasındaki avluda gerçekleştirilen peyzaj çalışmaları ile İstanbul’a soluk aldıracak yeni bir yeşil alan kazandırılmıştır. Kışla içinde bulunan ve tahrip edilmiş cami de onarılarak yeniden kullanıma açılmıştır. 220 dönümlük alan içinde, 36 bin m2’lik kapalı alan ve 51 bin m2’lik bir avluya sahip olan Rami Kütüphanesi; İstanbul’un en büyük, Avrupa’nın sayılı kütüphane komplekslerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Yerinde değerlendirme ile kışlanın özgün yapıları korunmuş, tahrip olan bölümler de aslına uygun doğal malzeme ve özel tekniklerle yeniden inşa edilerek kışlanın orijinal yapısı muhafaza edilmiştir.

Türkiye’nin ve İstanbul’un bilgi toplumuna açılan penceresi olacak ve toplumun kültürel, eğitsel ve sanatsal ihtiyaçlarına yanıt verecek yeni ve farklı bir mekân olarak ziyaretçilerine kapılarını açan, geçmişin tanığı geleceğin kaynağı Rami Kütüphanesi, modern kütüphanecilik anlayışı ve “yaşayan kütüphane” konseptiyle her yaştan ziyaretçisine yepyeni bir kütüphane deneyimi sunmaktadır.